Size atfedilen hangi sıfatlardan hoşlanmadığınızı düşünün? Bir de başkalarını tanımlarken en çok kullandığınız sıfatları. Bencillik mi? Evet. Başka insanlar hakkında konuşmak kolaydır. Bencil olduklarını düşünüp bunu söylemek de. Buna rağmen kendimize yakıştıramayız bencilliği. Kendimizi objektif olarak yargılayamayız çünkü. Bencil olduğumuzu duymak kırıcı gelir. Peki, bu kadar kötü bir şey midir bencillik?
İnsanın bencilliği, dünya üzerinde var olduğu günden beri vardır. Evrimsel olarak incelendiğinde, 200 bin yıl önce yaşamış ve Afrika’da ortaya çıkan Homosapiens, türdaşları Homo Erectus ve Homo Neanderthalensis’i bencilliğiyle yok etmeyi başarmıştır.

Bencillik birçok bilim dalı tarafından incelenmiştir. Bu düşünce Charles Darwin’in ilk kez 1859′da yayınlanan “Türlerin Kökeni” kitabında “sadece genetik olarak güçlünün varlığını sürdürmesi” olarak açıklansa da bu doğal bir seçilim midir, yoksa korku ve kaygılarla beslenen bencillik midir? Darwin’in bu sözüne atıfta bulunarak 1976 yılında kaleme aldığı “Gen Bencildir” adlı kitabında Richard Dawkins, ‘Bencil Gen’ teorisini ortaya atmıştır. Bu teoriye göre, bir organizma dahilindeki genlerin tek amacı, mümkün olduğunca fazla sayıda çoğalmak; yani kendisini kopyalamaktır. Bu söylem oldukça ilginç bir yaklaşım olarak dikkat çekmiş ve literatüre girmiştir.
Bencilliğin biyolojik boyutu, hayvanlarda da doğal bir kavram olarak karşımıza çıkar. Beslenme, üreme ve barınma, doğada yaşayan “hayvan” için hayatta kalma savaşının en önemli üç ana bileşenidir. Hayatımıza baktığımızda bu insan için de geçerlidir. Neo-Darwinciler olarak tanımlanan grup; hayatta kalma savaşından galip çıkabilmek için genlerine kodlanan bencilliğin doğal olduğunu kuramsal olarak öne sürer.
‘Bencilliğin tercih edilme sebepleri ve insan psikolojisi üzerindeki etkileri’ ile ilgili deneyler de yapılmıştır.

“Psychological Science” dergisinde “Looking Out for 1 Can Make You Happy, If You Have No Choice” ismiyle yayınlanan araştırmaya göre; nezaket ve fedakarlık ne kadar yüceltilirse yüceltilsin, insan en çok kendi çıkarlarının peşinden giderken mutludur. Pennsylvania Üniversitesi araştırmacıları; her birine 3 dolar verdikleri 216 öğrenciyi üç gruba ayırmıştır. İlk gruba parayı UNICEF’e bağışlamalarını, ikinci gruba parayı kendilerine saklamalarını söylemişlerdir. Üçüncü gruptaki öğrencilereyse parayı isterlerse bağışlamaları, isterlerse kendilerine saklamaları konusunda kendi kararlarını alma özgürlüğü tanımışlardır.
Deneyin sonunda kendi çıkarları ile başkalarının çıkarları arasında herhangi bir seçim yapmak zorunda kalmayan ikinci gruptaki öğrencilerin, diğer iki gruba göre çok daha mutlu oldukları belirlenmiştir. Bencillik duygusunun öğrencileri mutlu ettiğini gözleyen bilim adamları, araştırmaya katılan öğrencilerden yüzde 63,6’sının kendi seçimlerini yapmak istediğinden yola çıkarak, seçim yapma özgürlüğünün de insanları sevindirdiğini tespit etmiştir.

Bencilliğin kökeni insanlık tarihinin en eski kayıtlarında da yer almıştır. Yaratılış anlatımında, Tevrat’ta, Kur-an’da hatta daha eski olan Sümer kalıntılarında bile küçük farklılıklarla anlatılan yaratılış hikayesinde, Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasının sebebi bencilce işledikleri günah değil midir? Hatta Adem ve Havva’nın ilk çocukları olan Habil ve Kabil arasında geçen hikayede; yaratıcıya sundukları mahsüllerden, Kabil’in sunduklarının beğenilmemesi sonucu doğan bencillik kaynaklı kıskançlık sonucunda, Habil’in Kabil tarafından öldürülmesiyle sonuçlanmıştır. İnsanlığın ilk cinayeti de bencillik sonucunda işlenmiş olmuştur.
İnsanlık tarihi ilk gününden bu güne kadar bencilliğin yol açtığı olaylarla doludur.
Bencillik psikolojik açıdan ‘tekbenciliğe’ kadar varan, psikiyatrinin ilgi alanına dahi girebilen bazı ‘ego sorunları’ altında incelenmiştir. Freud sayesinde popüler kültüre giren ve ilk kez kullanılan ego, id, süper ego gibi kavramlarla tanımlanmasına yol açmıştır.
Tüm bunların yanında ekonomik açıdan da bencillik ilgi çekmiş ve tanımlanmıştır. Marx tarafından “kapitalizmin baskın özelliklerinden biri” olarak tasvir edilmiştir. Antik Yunan’ın en önemli filozoflarından Aristoteles (MÖ 384 – MÖ 322) toplumdaki insanları bencillikle suçlamış, sadece kendi kazançlarını düşünenleri yermiştir.
Bencillik, dinlerin bile üzerinde durduğu kavramlardan biridir.
Hristiyanlıkta; bencillik, şehvet düşkünlüğü, açgözlülük, kıskançlık, oburluk, öfke ve tembellikle birlikte yedi büyük günahtan biri sayılmıştır.
Dante‘nin İlahi Komedya’sında bölümlerden biri, ben olgusunu anlatır. Kur-an’da da pek çok surede bencillikten bahsedilmiştir. Mearic Suresi, 19. ayetinde: “Gerçekten, insan, ‘bencil ve haris’ olarak yaratıldı” bunlardan sadece biridir.
“insan, doğası itibariyle bencil, güvensiz ve korkak bir varlıktır”
Thomas Hobbes
İngiliz siyaset felsefecisi Thomas Hobbes “insan, doğası itibariyle bencil, güvensiz ve korkak bir varlıktır” demiş ve meşhur “İnsan insanın kurdudur (homo homini lupus)” sözünü ortaya atmıştır.
Bencillik üzerine söylenmiş sözler ve örnekler çoğaltılabilir. Hepimiz benciliz. Kendimize objektif yaklaşamadığımız ve yakıştıramadığımız için bunu kabullenemeyiz. Bu reddediş bile bencilliğimizin bir sonucudur.
İnsan, hayatında en çok değer verdiği en çok sevdiği kişiyi kaybettiğinde bile tuttuğu yasta bencildir. Sadece kendisiyle ilgili kaygıları sorgular.Kaybettiği kişiyi bir daha göremeyeceği için üzülür. Onunla yaparken keyif aldığı şeyleri kaybettiği için üzülür. ‘Ben bundan sonra onsuz ne yapacağım, onu bir daha göremeyeceğim, onunla zaman geçiremeyeceğim, onu çok özleyeceğim’ diye üzülür. Kaybettiği kişinin ölürken hissettiklerini, nereye gittiğini, başına neler geleceğini hiç sorgulamaz. Sedece kendisi için üzülür. Bencilce.


3 Comments
Timur D*****
konu nasıl bağlandı yazının sonuna.tebrikler
Gülay K*****
Tebrikler ne kadar dolu bir yazı
Hamit R*****
Son paragraf aydınlanma yaşattı