Skip to content Skip to footer

Markalar Rockstar Olamaz

Modern dünya ve teknoloji çağında sosyal medya uygulamaları, herkes tarafından eleştirilen pek çok yönü olsa da en çok zaman geçirilen platformlar. Günden güne kullanımı artan, piyasa değerleri her geçen gün yükselen sosyal medya uygulamaları, kullanım alanlarıyla beraber pek çok insana popüler olmanın cazibesiyle garip işler yaptırıyor.

Yeni medya araçları ve eşsiz reklam alanları sağlamasından dolayı markalar da son yıllarda sosyal medya yatırımlarını büyütüyor. Mare  Reklam Ajansı çatısı altında, işim gereği büyüklü küçüklü pek çok firmayla, markalaşma süreçleri ile ilgili toplantı ve sunumlar yapıyorum. Hemen her görüşmeden sonra firmanın büyüklüğü ya da kurumsallığı farketmeksizin, taleplerin aynı yönde olduğunu görüyoruz. Neredeyse tüm firmalar marka olgusunu internet fenomeni olmaya indirgemiş durumda.

Yeni nesil rockstarlar olarak ticari faaliyetlerinde büyüme hedefleri koyuyorlar. Bölgenin en büyük firmaları, kurumsal yapılarını tamamlamış gibi görünüyor olsalar da, henüz pazarlama stratejilerinde sosyal medyanın yerini ve tüketiciler için ne ifade ettiğini anlayamamış durumdalar. Takipçi sayıları, gönderi beğenilerindeki rakamlar, paylaşılma sayıları en önemli kriterler gibi düşünüyorlar. Bu sayıların insan olduğunu gözden kaçırıyorlar, sadece rakamlara odaklanıyorlar. Bunun yanında markalarının büyümesini buna bağlı olarak görüyorlar.

Tüketicilerin satın alma tercihleriyle gönderi beğenileri arasında düşündükleri gibi büyük bir bağ olmadığını anlatmak sancılı bir süreç. Pazarlamanın ana unsurları olan tüketici içgörüsünü anlama, konumlandırma gibi kavramları neredeyse tamamen rafa kaldırmış durumdalar. İlginç olan beyaz yakalı pazarlama uzmanları da sosyal medyanın bu büyüsüne kendini kaptırmış durumda ve takipçi sayısını şirketin mali tablolarının önünde tutuyorlar. Marka olma yolculuğunda sosyal medyayı doğru kullanmak, tüketicilerle iletişim kurmak elbette çok önemli ama tüketiciler neden markaları takip etsin sorusuna, markaların kendileri bile net bir yanıt veremezken bunu sağlamak çok da kolay değil.

Kullandığınız otomobilin markasını sosyal medyada takip ediyor musunuz? Tüketiciler büyük oranda satın aldıkları markalarla sosyal medyada etkileşime geçmezler. Bu durum onların zihninde markayla bağ kurmadığı anlamına gelmez.

 

Markalar, konumlandırmalarına uygun olmadığı halde tüketiciyle bağ kurmak adına hamlelerde bulunduklarında tüketicinin zihninde olan yerlerini kaybetme riskiyle karşılaşabilirler. Ciddiyeti ve bilgeliği ile kabul ettiğiniz bir büyüğünüzün bir anda trend dans videoları çektiğini düşünün. Ona karşı hissettikleriniz büyük ölçüde değişecektir. Markalar da trende uymak adına, takipçi ve beğeni peşinde bu tip hamleler yaptığında aynı duruma düşeceklerdir. Buna ezber bozma sihrinin yanlış kullanımı da diyebiliriz.

Markanın konumlandırmasına uygun, fayda odaklı yapılan bir sosyal medya yönetimi, tüketici ve marka arasındaki bağı güçlendirir. Bu bağın satışa dönüşme olasılığı çok daha yüksektir. Şirketler markalaşma yolunda kendi kimliklerini doğru şekilde temsil edip, iletişim kanallarını doğru amaç için kullanırsa, takipçi sayıları bir fenomeninki kadar yüksek olmasa da kazançları artacaktır.

Bir yorum bırak